Konya Bilim Merkezi BilimUp

“Öpeyim De Geçsin!” Sözü Bilimsel Bir Gerçekliğe Sahip Olabilir Mi?

Elmas Nur İbaoğlu
6 dk
1556

Çocukluğunuzu şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Müthiş bir merakla oradan oraya koşuşturduğunuz, yeni şeyler keşfetme ümidiyle olmadık yerlere tırmandığınız, belki de sadece yapabildiğiniz için yaptığınız çeşitli hareketleri deneyimlediğiniz o zamanları düşünün. Pek çoğumuz yaşantımızın bu benzersiz döneminde düşmüş, bir yerlere çarpmış, kendimizi yaralamışızdır. Yine pek çoğumuz, ufak tefek bu yaralanmalar karşısında ebeveynlerimizden “Öpeyim de geçsin!” sözünü duymuşuzdur. Büyüdükçe anne babamızın bu tepkisini bir kandırmaca olarak düşünme eğiliminde olsak da yapılan araştırmalar bu klasikleşmiş sözde bir gerçeklik payı olabileceğini gösteriyor. Bu çalışmalara göre anne ve babamızın dokunuşundan hissettiğimiz şefkat, oksitosin adı verilen hormonun salınımını artırarak yaralarımızın iyileşmesini kolaylaştırmaktadır. 

Oksitosin Nedir?

Oksitosin, genellikle memeli canlılarda hipofiz bezinden salgılanan, doğum kasılmalarını ve emzirme esnasında süt pompalanmasını sağlayan bir nöropeptit olarak tanımlanmıştır. Bu hormon doğum ve emzirme gibi annelikle ilgili temel işlevlerin gerçekleşmesi sırasında ortaya çıktığı için uzun yıllar boyunca sadece kadınların sahip olduğu bir hormon olarak düşünülmüştür. Ancak son yıllarda hayvanlar üzerinde yapılan farklı çalışmalar, oksitosinin daha farklı fizyolojik ve sosyal etkilere de sahip olabileceğini göstermiştir. 


Oksitosinin İşlevleri Nelerdir?

Memeli hayvanlarda oksitosin hormonu ile ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarına göre oksitosin, doğum esnasında ve doğum sonrasında anne bebeğine bakım sağlarken meydana gelen fizyolojik değişikliklerde aktif rol oynamaktadır. Bununla beraber anne ile çocuk arasındaki bağın kurulmasına yardımcı olmak gibi sosyal davranışları da düzenlemektedir. Anne sütünde de bulunan oksitosin, anne ile bebek arasında sosyal ve hormonal ilişki kurulmasına katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda oksitosinin, erkek ve kadınların doğurganlıklarında, kardiyovasküler kontrolde, kemik ve kas oluşumunda ve bazı kanser hücrelerinin büyümesinin kontrolü üzerinde de rol oynadığı görülmüştür. Oksitosinin farklı fizyolojik etkilerinin ortaya çıkması, sosyal etkileri ile ilgili yeni çalışmaları da tetiklemiştir. 

Oksitosinin sosyal davranışlarla ilişkisi incelendiğinde strese karşı tepkileri düzenleme, korkuyu azaltma ve güveni artırma gibi sosyal davranışları düzenlemeye yardımcı olabildiği görülmüştür. Gerçekleştirilen bir çalışmada katılımcılara oksitosin enjekte edilmiş, bu uygulama sonucunda katılımcıların korku ve mutluluk gibi duyguları yüz ifadelerine ve ses tonlarına daha güçlü bir şekilde yansıttıkları saptanmıştır. Bu durum oksitosinin duygular gibi farklı sosyal göstergelerin tanınmasını ve yansıtılmasını kolaylaştırdığını göstermiştir. Yani oksitosin hormonu sosyal ilişkilerimizde belirleyici olan duygularımızın oluşmasında, yansıtılmasında ve diğer insanların duygularını tanımlamamızda aktif olarak rol oynamaktadır. Bireylerin empati ve oksitosin düzeyleri arasında da anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Ayrıca oksitosin miktarının düşük olması depresyon, şizofreni, sosyal fobi, anksiyete, otizm, yeme bozukluğu ve alkol/madde bağımlılığı gibi çeşitli psikolojik bozuklukların yaşanmasına sebep olabilmektedir. 

Oksitosin Fiziksel İyileşmeyi Sağlar Mı?

Türlere göre beyindeki ve kandaki oksitosin miktarı değişmektedir. Temel işlevlerinden biri omurgalı canlılarda üremeyi kolaylaştırma olan oksitosin hormonu; bağlanma, sosyal işlevler, hayatta kalma, duygusal yüz ifadelerini tanımlama, sosyal ilişkiler gibi pek çok farklı durumda aktif rol oynamaktadır. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan çeşitli çalışmalar, bireyin sosyal ve fiziksel işlevlerini gerçekleştirmesinde görev alan oksitosin hormonunun vücutta yüksek seviyede olmasının yaraları daha hızlı iyileştirdiğini ortaya koymuştur. Kemirgenlerle gerçekleştirilen bir deneyde, cilt yarası almış bir grup izole edilmiş hamster oksitosin ile tedavi edilmiştir. Bu tedavi sonucunda oksitosin hamsterlarda strese bağlı olarak kortizol salınımını engellemiş ve yaraların iyileşmesini kolaylaştırmıştır. 

Ebeveyn Dokunuşu İle İyileşme

Oksitosin hormonunun salınımı ve fiziksel temas arasında bir ilişki olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya koyulmuştur. Eşlerle ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinde sarılma, sırtını ovuşturma gibi farklı dokunsal temasların ardından oksitosin salgılandığı görülmektedir. Doğumda ve emzirmede aktif rol oynamasından dolayı oksitosin, başlangıçta yalnızca annelerle ilişkilendirilse de araştırmalara göre babaların da annelerle benzer düzeyde bu hormona sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca ikili ilişkilerde düzenleyici etkisinin görülmesi oksitosini yalnızca annelikle ilişkili bir hormon olarak değerlendirilmekten çıkarmıştır. Oksitosin hormonu ebeveyn ve bebek arasındaki yakınlığı sağlama ve dokunma davranışları üzerinde etkili olduğu için memelilerde ebeveynlik duygusunun gelişimini desteklemektedir. Otuz yedi ebeveyn ve bebeklerinin katılımıyla gerçekleştirilen bir çalışma, ebeveynlik duygusunun gelişiminde oksitosin hormonunun önemli olduğu ve bu süreçte hem annenin hem de babanın benzer düzeyde oksitosine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yine aynı çalışmada oksitosinin aile sistemindeki tüm üyeler arasındaki yakınlık ve şefkat içeren temasın derecesi ile ilişkili olduğu sonucu bulunmuştur. Anne sesini dinlemenin bebeklerde oksitosin salınımını arttırarak stres ve kaygıyı azalttığı da varsayılmaktadır.


Vücuttaki oksitosin miktarının yüksek olması yaraların iyileşmesini de hızlandırmaktadır. Romantik ilişkide olan çiftlerle gerçekleştirilen bir çalışmada çiftlerin beraber geçirdikleri zaman arttıkça oksitosin miktarlarının arttığı ve bu nedenle yaralarının daha hızlı iyileştiği ileri sürülmüştür.

Tüm bu sonuçlar, çocukların anne babalarından gördüğü ilginin; sarılmak, öpmek ya da sadece gözünün içine bakmak gibi şefkati ifade eden davranışların salgılanan oksitosin miktarını artırarak fiziksel yaralarının dolaylı olarak iyileşmesini kolaylaştırdığını göstermektedir. Ayrıca yapılan araştırmalarda oksitosinin sosyal ilişkilerin gelişmesi ve sürdürülmesi için önemli bir hormon olduğunun görülmesi, bireylerin gelişiminde yalnızca fiziksel değil psikolojik anlamda da iyi oluşlarında anne babaların şefkat, ilgi ve desteğinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. 

Kaynakça

1. Carter, S. (2011). The healing power of love: An oxytocin hypothesis. Neuroscience Research, 71. 14. https://doi.org/10.1016/j.neures.2011.07.054 

2. Gordon, I., Zagoory-Sharon, O., Leckman, J. F. ve Feldman, R. (2010). Oxytocin, cortisol, and triadic family interactions. Physiology & Behavior, 101. 679-684. doi:10.1016/j.physbeh.2010.08.008 

3. Field, T. (2010). Touch for socioemotional and physical well-being: A review. Developmental Review, 30. 367-383. doi:10.1016/j.dr.2011.01.001 

4. Pakyürek, G. (2020). Oksitosinin nörobiyolojik temelleri ve davranışsal doğurgularının incelenmesi. Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi, 4(7). 81-90.

5. Permatasari, T. A. E. ve Syafruddin, A. (2022). The relationship between oxytocin levels with empathy and breastfeeding intention in female medical students: A cross-sectional study. Annals of Medicine and Surgery, 81, 1-6. https://doi.org/10.1016/j.amsu.2022.104486 

6. Young, L. ve Zingg, H. H. (2009). Oxytocin. Hormones, Brain and Behavior. (2. Baskı). 1579-1600. https://doi.org/10.1016/B978-008088783-8.00048-6 

7. Zingg, H. H. ve Laporte, S. A. (2003). The oxytocin receptor. Trends in Endocrinology & Metabolism, 14(5). 222-227. https://doi.org/10.1016/S1043-2760(03)00080-8 

Benzer Makaleler
Herkesten Üstün Olduğunu Zannetmek: Narsizm
Görgülü Kuşlar Neden Gördüğünü İşler?
“Her Şey Senin Kafanın İçinde!”: Dijital İletişimde Şiddet
Öfke Duygusu Hedefinize Ulaşmanızı Kolaylaştırır Mı?
Şarkılar Neden Aklımızda Bozuk Plak Gibi Çalıp Durur?
Nostalji Sevmeye Programlı Olabilir Misiniz?
Düzeni Sağlamak; Kırık Camlar Teorisi
Parkinson Yasası  Nedir?
Cahil Cesareti: Dunning-Kruger Sendromu
Concorde Yanılgısı: Yanlış Yoldayım Ama Yol Nasıl Güzel
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER