Konya Bilim Merkezi BilimUp
 / 

Kaçıncı Çocuk Olduğumuz Kişilik Özelliğimizi Etkiler Mi?

Elmas Nur İbaoğlu
9 dk
1244

Çoğumuz toplum içerisinde, aynı evde büyümüş kardeşler arasında bile bireysel farklılıkların olabildiğini ifade eden “Beş parmağın beşi bir mi?” gibi çeşitli söylemlere rastlamışızdır. Ya da “En küçük çocuklar şımarık olur.”, “Büyük çocuklar uslu olur.” gibi bazı inanış ve yargıları duymuşuzdur. Peki neden aynı evde ve kültürde büyüdüğümüz halde kardeşlerimizden farklı kişilik özelliklerine sahibiz? Neden doğum sırası aynı olan çocukların bazı benzer özellikleri var? Gelin birlikte inceleyelim.

Bireysel Psikoloji yaklaşımının öncüsü psikiyatrist Alfred Adler doğum sırasının kişilik özelliklerini etkileyebileceği fikrini ortaya atan ilk uzmanlardan biridir. Adler altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Kekemelikten raşitizme kadar geçirdiği pek çok rahatsızlık Adler’in çocukluğunda kırılgan ve korkak bir karaktere sahip olmasına neden olmuştur. Kendi çocukluğunda yaşadığı bu zorlukları kuramında “Aşağılık Duyguları” kavramıyla ele almıştır. Adler’e göre birey yaşama güçsüz ve çaresiz bir çocuk olarak aşağılık duygusuyla başlar ve bu duyguyla başa çıkmak için yaşamı boyunca bir güç ve üstünlük çabası sergiler. Ailenin büyük çocuğu ya da küçük çocuğu olmak ise bu üstünlük savaşında bireyin farkı özellikler geliştirmesine neden olur. Acaba doğum sıramız sadece kronolojik bir durum mudur?


Gerçek Doğum Sırası ve Psikolojik Doğum Sırası Nedir?

Bir ailedeki çocukların dünyaya geliş sırası “gerçek doğum sırası” olarak adlandırılır. Ancak her bir çocuk aynı aileye doğsa da doğdukları dönem itibariyle farklı bir aile dinamiği içerisine doğar. Adler “Bireyin karakterini etkileyen kaçıncı çocuk olduğu değil, içine doğduğu durumu nasıl yorumladığıdır.” diyerek psikolojik doğum sırasını vurgulamıştır. Anne babanın çocuk yetiştirme tecrübesi, ebeveynlerin boşanması, bireyin fiziksel/zihinsel engel durumu, üvey kardeş durumu, bir kardeşin kaybı, cinsiyet ya da kardeşler arasındaki yaş farkı gibi farklı etkenler bireyin kendisini aile içerisinde nasıl algıladığını ve konumlandırdığını değiştirir. Bu durum da “psikolojik doğum sırası” olarak adlandırılır. Örnek vermek gerekirse ilk çocuk ile ikinci çocuk arasındaki yaş farkının fazla olması, gerçek doğum sırasına göre en büyük olan çocuğun diğer kardeş doğana kadar tek çocuk olması onun “tek çocuk” özellikleri göstermesine sebep olabilir. Bahsettiğimiz bu doğum sıralarının belirgin bazı özellikleri vardır.

Doğum Sıraları ve Tipik Özellikleri

Tek Çocuklar

Tek çocuklar kardeşe sahip olmadıkları için yetişkinlerin dünyasında büyürler ve ilgi odağı olmayı severler. Rekabet ve çekişme ortamını olmaması özgüvenli olmalarını kolaylaştırır ancak diğer çocuklarla iletişim kurmalarını ve iş birliği yapmalarını zorlaştırabilir. Tek çocukların sözel becerileri çok gelişmiştir ve yetişkinlerle iyi iletişim kurarlar. Mükemmeliyetçi özellikleri olan bu insanlar baskın karakterlerdir. Genelde ebeveynleri tarafından pohpohlandıklarından ailenin bütün ilgi ve sevgisine sahip olmak isterler, aksi bir durumu ise büyük bir haksızlık olarak değerlendirebilirler. Başarmaya inanılmaz bir ihtiyaç duyan tek çocuklar ortanca çocuklardan ve küçük çocuklardan daha başarılı olurlar. Ayrıca tek çocuk olmalarından dolayı anne babalarının sevgisi ile birlikte korumacı duygu ve davranışlarının da kendi üzerlerine yoğunlaşması, bağımsızlıklarını kazanmaların engelleyebilir, benmerkezci ve sosyal açıdan yetersiz bir yaşam sürmelerine sebep olabilir. Bununla birlikte büyüdükçe ilgi odağı olamamak ya da anne babanın ölümü gibi durumlarda pek çok sorun yaşayabilirler.

İlk Çocuklar

İlk çocuklar ailenin küçük hükümdarları olarak nitelendirilirler. Tek çocuklara benzer şekilde ailedeki ilgi ve dikkati üzerine çektikleri için yetişkinlerle iletişim konusunda yeteneklidirler. Kardeşleri olana kadar tek çocuk olan bu kişiler ebeveynlerinin deneyimsizliğinden dolayı fazlasıyla şımartılırlar. İkinci çocuğun gelmesi ile tahtından indirilen ilk çocuklar anne babalarının ilgi ve dikkatini rakipleriyle paylaşmak zorunda kalırlar. Bu durum sonucunda ailedeki otoritesini ve gücünü kaybeden ilk çocuklar bu üstünlüğe tekrar erişmek için çabalamaya başlarlar. Bu nedenle daha çalışkan, daha sorumluluk sahibi, daha yönlendirici olan ilk çocuklar ebeveynleri tarafından kendilerine verilen “kardeşe bakma” gibi sorumlulukları da yerine getirerek onların takdirini görmeyi beklerler. Kuralları seven ilk çocuklar tek çocuk, ortanca ve küçük çocuklara oranla daha yüksek başarı göstermektedirler. Akademik olarak da başarılı olan bu insanların motivasyonları yüksektir. İlerleyen yaşantılarında lider, yönetici olma olasılıkları yüksektir.

İkinci Çocuklar

Her ne kadar ilk çocuğu tahttan indirmiş olsalar da ikinci çocukların yaşamı ilk çocuğa yetişmeye çalışmakla geçer. Kendi ailesinde ikinci çocuk olan Adler de abisinin ebeveynlerinin favorisi olduğuna inanmaktadır. İlk çocukla yaşam boyu yaşanan bu yarış ikinci çocuklar için iki sonuca sebep olabilir: Ya büyük kardeşin üstünlüğünü kabul edip cesareti kırılmış bir birey olacaklar ya da geliştirdikleri farklı üstünlük kurma stratejileri sonucunda en sevilen çocuk olacaklar.

Ortanca Çocuklar

Genelde öncelikli bir konuma sahip büyük kardeş ile üzerine en çok düşülen küçük kardeşlerin arasında sıkışmış hisseden ortanca çocuklar şımartılma lüksü olmayan çocuklardır. Doğdukları andan itibaren ilgi ve sevgiyi paylaşmak zorunda olduklarını bilen olan bu insanlar ebeveynlerinin dikkati ve ilgisini çekebilmek için çabalarlar. Bu çabalarının bir getirisi olarak ortanca çocukların sosyal becerileri çok gelişmiştir. Yaşlı ve genç insanlarla yüksek düzeyde iyi ilişkiler kurarlar ve harekete geçme konusunda ilk çocuk, tek çocuk ve en küçük çocuklardan daha iyi, daha cesurdurlar. Ailede örnek alabilecekleri bir kardeşlerinin olması ortanca çocuklara avantaj sağlar. En rekabetçi kardeş olmaları ve iletişimdeki becerileri takım sporlarında başarılı olmalarını sağlar. Öte yandan ebeveynlerinin ilgisinin diğer çocuklarda olması ortanca kardeşlerin daha bağımsız bir kişilik geliştirmelerini sağlar. Ayrıca ortanca kardeşlerin daha uzlaşmacı ve arabulucu bireyler olduğu da belirtilmektedir.

En Küçük Çocuklar

En küçük çocuklar genelde hem ebeveynleri hem de ebeveyni gibi olan büyük kardeşleri tarafından çokça şımartılırlar. Bu durum bir ayrıcalık gibi görünse de sonucunda birey ciddiye alınmaz ve her zaman çocuk kalır. Bağımsız bir birey olması zorlaşan en küçük çocuklar kardeşlerine asla yetişemeyeceğini düşündüğünden yetersizlik duyguları geliştirebilirler. En sosyal kardeşler olan bu insanlar cana yakın olmalarının yanında benmerkezci ve çıkarcı kişilikler olarak da göze çarparlar.

Kişiliğin oluşmasında ailenin rolünü vurgulayan Adler, anne babaların sergiledikleri tutumların da kişilik gelişimini etkileyebileceğini savunmuştur. Örneğin; Adler’e göre çocuklarına gereğinden fazla özen gösteren ve aşırı korumacı olan ebeveynler çocuklarını şımartabilir ve bunun sonucunda birey kendi başına hareket etmede zorluk çekebilir. Benzer şekilde çocuğunu ihmal eden ebeveynler ise yetişkinlikte soğuk ve şüpheci olan bireyler yetiştirebilirler.

Adler’in kuramının yapı taşlarından birini oluşturan doğum sırası Sulloway gibi farklı bilim insanları tarafından da araştırılmıştır. Günümüzde halen bireylerin doğum sırasının kişilik özelliklerini etkilediği fikri bilim dünyasında dikkat çekmekte ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Ancak Adler’in de dediği gibi farklı doğum sıralarının tipik özellikleri yalnızca bir eğilim olarak görülmelidir, her birey mutlaka bu özellikleri göstermek zorunda değildir. Ayrıca kişilik gelişimine ilişkin çeşitli görüşlerin öne sürüldüğü ve pek çok uzmanın kişiliğe farkı açılardan bakarak kuramlarını geliştirdiği unutulmamalıdır. Siz de Adler’in belirlediği doğum sırası özelliklerini taşıdığınızı düşünüyor musunuz?

Kaynakça

1. Burger, J. M. (2006). Kişilik. Kaknüs yayınları.

2. Canel Çınarbaş, D., ve Nilüfer, G. (2019). Adler ve Sulloway'ın doğum sırası kuramları ve görgül bulgular ile ilgili bir derleme. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 59 (1), 125-151. DOI: 10.33171/dtcfjournal.2019.59.1.7 

3. Çakır, K., ve Şen, E. (2012). Psikolojik doğum sırasına göre adil dünya inancı. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 32 (1), 57-69.

4. Eckstein, D., Aycock, K. J., Sperber, M. A., McDonald, J., Van Wiesner, V., Watts, R. E. ve Ginsburg, P. (2010). A review of 200 birth-order studies: lifestyle characteristics. The Journal of Individual Psychology, 66(4), 408-434.

5. Eckstein, D. ve Kaufman, J. S. (2012). The role of birth order in personality: An enduring ıntellectual legacy of Alfred Adler. The Journal of Individual Psychology, 68(1), 60-74.

6. Murdock, N. L. (2016). Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramları. (2. Baskı). Nobel Yayınları.

Benzer Makaleler
Ya Beynimizin %100’ünü Kullanabilseydik?
Bilinenden Farklı Bir Gürültü: Beyaz Gürültü
Önyargı Ve Algı Nedir? Önyargının Nedenleri
Hyaluronik Asit Cildi Nasıl Nemlendirir?
Çok Yemek Yemek Neden Uyku Getirir?
Yağmur Neden İnsanların Uykusunu Getirir? Yağmurun Uyku Üzerindeki Etkisi
Beynimizdeki Uyum Odaklanmamızı Sağlıyor
Tunç Çağında Kullanılan Hançerlerin Asıl İşlevi Ortaya Çıktı
Evrende Yalnız Olup Olmadığımıza Dair Bir Denklem: Drake Denklemi
“E-nose” Elektronik Burun
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER