Konya Bilim Merkezi BilimUp
 / 

Eski Fildişi Tarak M.Ö. 1700'lerden Beri İnsanların Bitlendiğini Gösteriyor

Hacer Nur Küçükkırlı
6 dk
990

Çin'de bir kelebeğin kanat çırpışının, sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde bir kasırgaya neden olan bir dizi atmosferik olayı tetikleyebileceği şiirsel bir şekilde kabul ediliyor. Bu doğruysa, kelebekten çok daha küçük bir böcek olan bitin hareketlerinin, insanlık tarihine başlangıcından beri eşlik ettiği, bazı tarihi olgularda çok önemli bir rol oynadığı ve gidişatını kökten etkilediği de doğrudur. Bununla birlikte, bitlerin fosiller aracılığıyla dünya üzerindeki yaşı 100 milyon yıl olarak tahmin edilmektedir.

Şimdi bu yazıyı kıl folikülleri ormanında dolaşan, yumurtlayan, kan emen ve genel olarak sizi ürküten bu mikroskobik böceklerin düşüncesiyle kafanızı kaşımamaya çalışarak okumanızı tavsiye ederiz.

Bitlerin Tarihteki Önemi

Anoplura alt takımına ait iki bit ailesi insanlarda bulunur ve tipik bir konak-parazit ilişkisinde, bir türün türleşmesinin başka bir türün türleşmesini dikte ettiği bir simbiyotik gelişme örneğini temsil ederler. Bitler İncil'de (Yahudi dilinde kinnim ) belirtilir ve bazı yazarlar tarafından Mısır'ın üçüncü vebası olarak yorumlanır. Mısır firavunlarının mumyalarında da bit bulunması, bu böceklerin belirli sosyal sınıflar için herhangi bir tercihlerinin olmadığını göstermektedir. Yunan tarihçi Herodotos, Mısırlı rahiplerin hizmetlerini yerine getirirken bitlenmeyi önlemek için iki günde bir vücutlarını tamamen tıraş ettiklerini anlatır. Aynı nedenlerle genellikle tamamen kel ve kaşsız olarak temsil edilirler. 2000 yıllık bir Şili mumyasında yumurtaların ve yetişkin kasık bitinin keşfi, bitlerin Yeni Dünya'ya Avrupalı ​​sömürgeciler tarafından ithal edildiği inancını kesin olarak ortadan kaldırmaya yardımcı olmuştur.

Eski Romalılar’da Hipokrat teorisine göre, bitlerin türediği vücut ruh hallerinin dengesiz olduğu düşünülmüştür. Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra, bilimsel üretim Arap dünyasına geçmiştir. İslami talimat ve gelenekler kitabı olan Hilyat al-Muttaqin'de saç bakımı tavsiye edilmektedir: Saçları yıkamak ve taramaktansa tıraş etmek ve bakımını yapmak daha uygundur; kılların alınması, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in bir geleneği olmasının yanı sıra, Allah'a imanın bir göstergesidir; tüylerin alınması bir temizlik ve diğer fiziksel ve psikolojik faydalar sağlarken, yapılmaması fiziksel sorunlara neden olur. Bu talimatlar kesinlikle bit istilasının önlenmesine katkıda bulunmuştur. Günümüzde vücut tıraşı, Pthirus pubis (kasık biti) insidansını (belirli sürede, belirli bir hastalığa yakalanma olasılığı) azaltan Batı ülkelerinde yeni bir moda olarak ortaya çıkmıştır.

Kenan Haritası

Bit ile ortak tarihimiz, görüldüğü gibi onlardan korunmak için birçok fikir ve önlem geliştirmemize sebep oluştur. İnsanların bitten korunma isteği tamamen kişisel bakımdan kaynaklanmaz, aynı zamanda hastalıklara ve salgınlara karşı da bir önlemdir. Yapılan kazılarla birlikte Tunç Çağı'nda Kenanlıların saçlarını taramak ve bitlerden ayırmak için bit tarağı kullandığı ortaya çıkmıştır. Bu tarağın bulunması arkeolojik tarih anlamında oldukça önemlidir çünkü; bu tarağın üzerinde ilk defa Kenan dilinde yazılmış bir cümle bulunmuştur. Aynı zamanda ticaretle yoğun olarak ilgilenen bir halkın olası istilalardan korunmaya çalıştığını da düşündürmektedir. Kenanlılarla ilgili tarihi kayıtlar sınırlıdır. Antik Yunan ve Mısır metinlerinde birkaç referans bulunabilir ve Kutsal Kitap metinleri, Kenan yerleşimlerinin yaygın bir şekilde tahrip edildiği ve halkların yok edildiği konusunda genel bir görüş birliği içindedir. 

Kenanlılar; Tunç Çağı'nda Filistin'in, Ürdün'ün, Lübnan'ın ve Suriye'nin bir bölümünü kapsayan Güney Levant olarak bilinen bölgede yaşamışlardır. Fenike limanlarına sahip olan Kenanlılar yoğun bir deniz ticaretiyle meşgul olmuşlardır. Dış kültürlerle sık iletişimlerinden dolayı başlarda kendi oluşturdukları dili kullansalar da daha sonra başka diller kullanmaya başlamışlardır. 

Kenan Kalıntılarında Bulunan Bit Tarağı

Kudüs Arkeoloji Dergisi Yazarı, Kudüs İbrani Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü'nde arkeolog Yosef Garfinkel ve meslektaşlarının yaptığı kazılar sonucunda Kenan şehir devletinin kalıntılarını içeren Tel Lachish'te bazı kalıntılar bulunmuştur. Bu kalıntılardan biri de o döneme ait olan bir taraktır. Boyu 3,5 eni 2,5 cm ölçüsüne sahip fildişi tarak hem saçları taramak hem de bitleri saçlardan ve sakaldan ayırmak için özel olarak ince ve kalın dişlerden yapılmıştır. Tarağın kalın dişleri saçlardaki düğümleri açmak için kullanılırken, ince tarafı ise bitleri ayırmak için kullanılmaktadır. Tarağın saçlardan ve sakaldan bitleri ayırmak için kullanıldığı ise tarakta bulunan bit kalıntısı (kabuk kısmı-kitin) ve üzerinde yazan bir cümle sonucunda anlaşılmıştır.


Tel Lachish'in iklim koşulları sebebiyle bitin sadece kabuk (kitin) kısmı günümüze kadar gelmiştir. Kitin; eklembacaklıların dış iskeletlerinde bulunan,sağlam ve elastik olmasıyla bilinen, eklembacaklıları koruyan polisakkarittir. Kitinin yapısının sağlam olması sebebiyle bit Tel Lachish'in iklim şartlarına rağmen günümüze kadar gelmiştir.

Tarağın orta kısmı tarağı tutan parmaklar sonucu aşınmıştır. Tarağın aşınması ise o dönemde sıkça veya uzun süre kullanıldığını göstermektedir. Tarak fildişinden yapılmıştır. Kenanlıların yaşadığı bölgede fil bulunmadığı için tarağın Mısır'dan ithal olarak alındığı düşünülmektedir. 

Ayrıca tarakta Kenan diliyle "Bu diş; saç ve sakaldaki bitleri söküp atsın" şeklinde bir yazı bulunmaktadır. Küçücük tarağa kazınan bu yazı ise Kenan dilinde yazılmış olarak bulunan ilk cümledir ve bir dua veya büyü amacıyla yazıldığı düşünülmektedir. Kenanlılarla ilgili bugüne kadar kazılar yapılmış fakat bulunan kalıntılarda kendi dilleriyle yazılmış bir cümle bulunamamıştır. Tarakta bulunan bu yazı, Kenan alfabesinin 3700 yıl önce günlük faaliyetlerde kullanıldığını göstermiştir. Alfabenin günlük faaliyetlerde kullanılması, okuma yazmayı sadece belirli bir kesimin bilmediğini, halkın da bildiğini ve işlerini halletmek için kullandıklarını göstermektedir.

Kaynakça
  1. Daniel Vainstub, Madeleine Mumcuoglu, Michael Hasel, Katherine Hesler, Miriam Lavi, Rivka Rabinovich, Yuval Goren, Yosef Garfinkel. A Canaanite’s Wish to Eradicate Lice on an Inscribed Ivory Comb from Lachish. Jerusalem Journal of Archaeology, 2022; 2: 76 DOI: 10.52486/01.00002.4 
  2. Gianluca Nazzaro, Human lice: Spectators and actors of the history of humanity through the ages, 2019:85:6;679-680, Milan doi:10.4103/ijdvl.IJDVL_797_18  
  3. https://www.sciencenews.org/article/canaanite-comb-lice-israel-alphabet 
  4. https://www.sci.news/archaeology/lachish-comb-11374.html 
  5. https://jjar.huji.ac.il/publications/jerubba%E2%80%98al-inscription-khirbet-al-ra%E2%80%98ia-proto-canaanite-early-alphabetic 


Benzer Makaleler
Konya'da Türk Tarihine Işık Tutacak Keşif
Tuvaletin İlginç Tarihi
Avcı Bitkiler
Arkeolojik Bulguların Yaşı Nasıl Hesaplanıyor?
Cüce Ağaç: Bonsai
Eşsiz Avlama ve Tozlaşma Yapısına Sahip Yeni Bir Etçil Bitki Türü “Triantha occidentalis”
Dünyanın En Görkemli Sarayları
Sizin de bir avokado bitkiniz olabilir!
Zerdeçalın Faydaları Nelerdir? Zerdeçalın Gizemli Gücü
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER