Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde bulunan Kayalıpınar Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, Hititlerin devlet yönetimi ve kraliyet yaşamına ilişkin önemli belgeler ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 3.400 yıl öncesine tarihlenen çivi yazılı tabletler, dönemin salgın hastalıklarından askerî gelişmelerine kadar birçok konuda yeni bilgiler sunuyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 8 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2026 yılı kazılarında Hitit Kralı II. Tudhaliya dönemine ait 131 çivi yazılı tablet ve tablet parçasının bulunduğunu duyurdu.
2025 yılında aynı alanda ortaya çıkarılan 53 buluntunun da eklenmesiyle kraliyet arşivindeki tablet ve parça sayısı 184’e yükseldi.
Kazı ekibinin değerlendirmesine göre bu buluntular, 21. yüzyılda ortaya çıkarılan en kapsamlı Hititçe arşiv niteliğini taşıyor.

Arkeolojik keşfin gerçekleştirildiği Kayalıpınar, Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde, Kızılırmak yakınlarında bulunuyor.
Eski Asur ve Hitit kaynaklarında Šamuḫa (Samuha) adıyla anılan yerleşim, Hitit döneminin önemli siyasi, askerî ve dinî merkezlerinden biri olarak biliniyor.
Kayalıpınar’daki arkeolojik çalışmaların geçmişi 2005 yılına uzanıyor. Daha önce gerçekleştirilen kazılarda Hitit dönemine ait mimari kalıntılar, çivi yazılı tabletler, mühür baskıları ve farklı dönemlere tarihlenen eserler ortaya çıkarılmıştı.
Bölgede 2021 yılından itibaren yürütülen yeni dönem kazı çalışmaları ise Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.
2026 yılında bulunan kraliyet arşivi, bu çalışmaların önemli sonuçlarından biri oldu.
Kayalıpınar’da bulunan belgeler Hititçe ve Hurrice kaleme alınmış metinlerden oluşuyor.
Arşivde devlet yazışmaları, askerî mektuplar, dualar, ritüel metinleri ve kehanet uygulamalarına ilişkin kayıtlar yer alıyor.
Bu belgeler, yaklaşık 3.400 yıl önce Hitit devletinin karşı karşıya kaldığı sorunların ve saray çevresinde yaşanan olayların anlaşılmasına yardımcı oluyor.
Çivi yazılı tabletlerin önemi, yalnızca üzerlerinde yazı bulunmasından kaynaklanmıyor. Bu belgeler, dönemin insanlarının olayları nasıl kaydettiğine ve devlet yönetiminde yazılı iletişimin nasıl kullanıldığına ilişkin doğrudan tarihsel kanıtlar sunuyor.
Özellikle askerî yazışmalar, yöneticiler arasındaki iletişimi; ritüel ve dua metinleri ise dönemin inanç uygulamalarını inceleme imkânı sağlıyor.

Arşivdeki en dikkat çekici belgelerden bazıları, şehirden şehre yayılan yüksek ateşli bir salgını anlatıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının açıklamasına göre salgın, özellikle çocukları ve bebekleri etkiliyor. Metinlerde küçük prens ve prensesler ile yüksek rütbeli Hitit görevlilerinin çocuklarının sağlık durumlarının yakından takip edildiği görülüyor.
Dönemin inanç ve uygulamaları çerçevesinde, hastalanan çocukların geleceğine ilişkin bilgi edinmek amacıyla kehanet yöntemlerine başvurulduğu da kayıtlarda yer alıyor.
Bu belgeler, salgın hastalıkların yalnızca halkı değil, kraliyet ailesini de etkilediğini gösteriyor.
Ancak tabletlerde yüksek ateşli bir hastalığın anlatılması, günümüz tıbbında tanımlanan belirli bir hastalığın kesin olarak teşhis edildiği anlamına gelmiyor. Mevcut açıklamalar, salgına neden olan mikroorganizmanın ya da hastalığın kesin olarak belirlendiğine ilişkin bilgi içermiyor.
Bulunan tabletlerden biri, henüz anne sütüyle beslenen bir bebek prensesin hastalığına ilişkin bilgiler içeriyor.
Belgede, prensesin sağlık durumunun saray çevresinde endişeye neden olduğu ve geleceğinin kehanet yoluyla öğrenilmeye çalışıldığı anlatılıyor.
Başka bir tablette ise bebek prensesin yaşamını yitirdiği ve ardından gerçekleştirilen cenaze ritüeli kayıt altına alınmış.
Ayrıca bir görevlinin krala gönderdiği tablette, prensesin Ziulila adlı kentte hastalandığı belirtiliyor. Bu antik kentin günümüzdeki konumu henüz kesin olarak belirlenmiş değil.
Söz konusu kayıtlar, Hitit kraliyet ailesinin günlük yaşamına, hastalıklar karşısındaki uygulamalarına ve cenaze geleneklerine ilişkin bilgiler sunuyor.
Kraliyet arşivindeki belgeler yalnızca saray yaşamını değil, Hitit devletinin karşı karşıya kaldığı askerî tehditleri de anlatıyor.
Batı Anadolu’da görev yapan Hitit generallerinin Samuha’da bulunan krala gönderdiği bir mektupta, bölgenin düşman tehdidi altında olduğu bildiriliyor.
Komutanlar, karşı karşıya kaldıkları askerî güçlere direnebilmek için kraldan asker, at ve savaş arabası gönderilmesini talep ediyor.
Mektupta, gerekli desteğin ulaşmaması durumunda Hitit ordusunun yok olabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor.
Generaller ayrıca yardımın gönderilmemesi hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçların sorumluluğunu üstlenmeyeceklerini bildiriyor.
Bu belge, Hitit devletinde merkezî yönetim ile farklı bölgelerde görev yapan askerî komutanlar arasındaki haberleşme ve yardım taleplerinin nasıl yürütüldüğüne ilişkin önemli bilgiler içeriyor.

Kayalıpınar’da bulunan çivi yazılı belgeler arasında Hititlerin kuş gözlemlerine dayanan kehanet uygulamalarını anlatan metinler de yer alıyor.
Antik dönemde bazı görevliler, kuşların hareketlerini ve davranışlarını gözlemleyerek bunları belirli olaylara ilişkin işaretler olarak yorumluyordu.
Arşivdeki bir tablette, bu görevlilerin Samuha dışına yaptıkları yolculuklar ayrıntılı biçimde anlatılıyor.
Metinde görevlilerin uğradıkları kentler, izledikleri güzergâhlar ve gözlemledikleri kuşlar günlük benzeri bir düzenle kaydedilmiş.
Bu belgeler, Hititlerin inanç dünyasını ve kehanet uygulamalarının nasıl yürütüldüğünü anlamak açısından önem taşıyor.
Söz konusu kayıtlar, kuş davranışlarıyla geleceğin tahmin edilebildiğine ilişkin bilimsel bir kanıt değil; dönemin inançlarını ve gözlem uygulamalarını gösteren tarihsel belgelerdir.
Arşivde bulunan metinlerin bir bölümü Hititçe, bir bölümü ise Hurrice yazılmış.
Hititçe, Anadolu'nun eski yazılı dillerinden biridir. Hurrice ise Eski Yakın Doğu'da kullanılan farklı bir dildir.
Aynı arkeolojik alanda bu iki dilde yazılmış belgelerin bulunması, dönemin dil kullanımı ve yazılı kültürünün incelenmesi açısından önem taşıyor.
Çivi yazılı tabletler, yalnızca tarihsel olayların öğrenilmesini sağlamıyor. Metinlerin yazım biçimleri, kullanılan kelimeler, yazıcıların tercihleri ve belge düzenleri de araştırmacılara bilgi sunuyor.
Bu nedenle Kayalıpınar arşivi, Hitit tarihiyle birlikte eski Anadolu dilleri ve kâtiplik kültürünün araştırılmasına da katkı sağlayabilecek nitelikte.
Kayalıpınar Antik Kenti’ndeki güncel kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Koç Üniversitesi bünyesinde yürütülüyor.
Kazı başkanlığını Doç. Dr. Çiğdem Maner üstleniyor.
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, 8 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, keşfin Anadolu tarihi ve arkeoloji açısından önemine dikkat çekti.
Şimşek, Kayalıpınar’daki buluntuların Hititlerin siyasi, idari, askerî ve kültürel yapısının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Vali Şimşek ayrıca kazı çalışmalarına bilimsel katkı sunan Prof. Dr. Daniel Schwemer'e teşekkür etti.
Kayalıpınar’daki önceki kazı dönemlerinin sonuçları da akademik yayınlara konu olmuş durumda. Çiğdem Maner ve çalışma arkadaşları tarafından hazırlanan 2022, 2023 ve 2024 kazı sezonlarına ilişkin raporlar, yerleşimin mimari yapısı ve arkeolojik tabakaları hakkında bilimsel bilgiler içeriyor.
Kayalıpınar’da ortaya çıkarılan arşiv, yaklaşık 3.400 yıl önce yaşanan olaylara ilişkin yazılı belgeleri bir araya getiriyor.
Bu belgeler sayesinde araştırmacılar, dönemin devlet yönetimini, askerî haberleşmesini, salgın hastalıkların toplum üzerindeki etkilerini ve saray çevresindeki yaşamı inceleyebiliyor.
Kazı ekibinin değerlendirmesine göre 184 tablet ve tablet parçasından oluşan yeni buluntu grubu, 21. yüzyılda ortaya çıkarılan en kapsamlı Hititçe arşiv niteliğini taşıyor.
Ancak bu sayı, 184 adet eksiksiz tablet bulunduğu anlamına gelmiyor. Koleksiyon hem tabletlerden hem de tablet parçalarından oluşuyor.
Yeni keşfin bilimsel açıdan öneminin daha ayrıntılı biçimde anlaşılması, belgelerin incelenmesi, okunması, karşılaştırılması ve akademik olarak yayımlanmasıyla mümkün olacak.
Kayalıpınar kazıları, Anadolu'nun binlerce yıllık yazılı tarihinin araştırılmasına ve kültürel mirasın korunmasına önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.
1. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
2. Sivas Valiliği