Konya Bilim Merkezi BilimUp

Okyanusun Dibinde Bitkiler Neden Kırmızı Renklidir?

İlknur İyigökler
6 dk
133

Okyanusların derinliklerine daldığınızda, güneş ışığının yerini soğuk bir maviliğe bıraktığını görebilirsiniz. Bitkiler için bu koşullarda hayatta kalmak, karadaki yeşil dünyadan çok daha farklı yetenekler gerektirir. Çoğu bitki ışıklı yüzeylerde yeşilin tonlarıyla fotosentez yaparken, okyanusun derinliklerinde yaşayan bazı algler, bu kuralın ötesinde bir renk yelpazesi sunar. Peki, farklı renklere sahip bitkiler nasıl fotosentez yapıyorlar? 

Kahverengi, kırmızı veya mor renklerde görülen alglerin renklerini, fotosentez süreçlerini etkileyen özel pigmentler belirlemektedir. Işığın filtrelenerek azaldığı okyanus derinliklerinde, bu renkler arasında en derine ulaşabilen ve o bölgelerde baskınlık kuran grup ise kırmızı alglerdir. Kırmızı alglerin kendilerine has rengi, derin sulara sızabilen az miktardaki ışığı yakalayan fikobilin isimli pigmentten gelir. Bu pigmentler, derin denizlerdeki filtrelenmiş ışığa uyum sağlamayı kolaylaştırır. Böylece kırmızı algler, okyanusun en derin noktalarında bile fotosentez yapabilir. 

Alg Nedir?

Algler; genellikle denizlerde, göllerde ve akarsularda yaşayan, bitkiler gibi fotosentez yaparak kendi besinini üretebilen canlılardır. Adını Latince "alga" kelimesinden alan bu organizmalar, sucul ekosistemlerin en temel üreticileri, yani yaşam zincirinin ilk halkasıdır. Dışarıdan bakıldığında bitkilere benzeseler de yapısal ve işlevsel olarak onlardan çok farklıdırlar. Örneğin, ışığı toplamak için "fikobilisom" adı verilen kendilerine özgü özel sistemleri ve farklı metabolik süreçleri vardır. Alg terimi aslında tek bir canlı türünü değil; birbirleriyle doğrudan akraba olmayan, çok geniş ve renkli bir organizma grubunu ifade eder. Bu büyük ailede yeşil alglerden kırmızı alglere, kahverengi alglerden mikroskobik türlere kadar doğanın dengesi için hayati önem taşıyan pek çok çeşit bulunur. 

Alg Türleri Nelerdir?

Algler, çeşitli pigment kombinasyonları sayesinde farklı renklerde görünürler. Bu pigmentler, alglerin fotosentez yaparak kendi yiyeceklerini üretmelerini sağlar. 

Algler; klorofil, karotenoidler(karotenler ve ksantofiller) ve fikobilinler (fikosiyanin ve fikoeritrin) olmak üzere üç ana pigment türünü içerir. Klorofil pigmenti yeşil rengi baskın kılarken; karotenoidler sarı-turuncu tonları, fikobilinler ise mavi ve kırmızı renklerin oluşumunu tetikler. 

Algler sahip oldukları renkler açısından genellikle üç ana grupta sınıflandırılır: 

Kırmızı Algler: Yeşil renge sahip bitkilerde hem klorofil-a hem de klorofil-b pigmentleri bir arada bulunur. Bu iki pigment grubu yeşil ışığı yansıttığı için bitkiler yeşil renkte gözlemlenir. Kırmızı alglerde bu durum farklıdır. Yapılarında klorofil-a barındırmalarına rağmen, klorofil-b yerine fikoeritrin adlı kırmızı pigmenti içerirler. Kırmızı alglerdeki fikoeritrin miktarı, klorofile kıyasla beş kat daha fazla olabilmektedir. Bu yüksek oran, klorofilin yeşil rengini maskeleyerek canlının parlak kırmızıdan koyu mora kadar değişen tonlarda görünmesini sağlar. 

Kahverengi Algler: Bu algler, klorofil a ve c pigmentleri içerirler. Boyları bazen 30 metreye kadar uzanabilen bu algler halk arasında "kelp" olarak bilinir. Kahverengi algler, aljinat gibi önemli polisakaritlerin kaynağıdır. 

Yeşil Algler: Klorofil-a ve klorofil-b içerdikleri için yeşil görünen bu grup, dünya genelinde 7500'den fazla türe sahiptir ve hem tatlı hem de tuzlu sularda bulunabilir. 


Kırmızı Alglerin Derin Deniz Adaptasyonu ve Işık Kullanımı Nasıldır?

Nesnelerin renklerini belirleyen temel prensip, ışığın nesneyle etkileşim şeklidir. Bir nesneye çarpan ışık, ya nesne tarafından emilir ya da yansıtılır. Gördüğümüz renk, aslında nesnenin yansıttığı ışığın rengidir. Örneğin yaprağın yeşil görünmesinin nedeni, yaprakların içindeki klorofil pigmentinin mavi ve kırmızı ışığı emerken yeşil ışığı yansıtmasıdır. 

Okyanuslardaki su, özellikle kırmızı ışığı emme eğilimindedir. Bu, suyun derinliklerinde kırmızı ışığın hızla kaybolduğu anlamına gelir. Bunun sonucunda, yüzeydeki mavi ışık su tarafından daha az emilerek derin sularda kalır. Okyanusların mavi görünmesinin temel sebebi de tam olarak budur. Derinlere kadar sızabilen mavi ışık dipten geri yansıyarak gözlerimize ulaşır. 

Derin sularda yaşayan bitkiler ve algler, bu ışık koşullarını dikkate alarak mavi ışığı kullanmak üzere uyum sağlamıştır. Mavi ışık, su içinde daha derinlere nüfuz edebildiği için, bu dalga boyu fotosentez için en uygun ışık kaynağıdır. Kırmızı algler gibi bazı derin deniz bitkileri, bu mavi ışığı etkili bir şekilde emen fikobilin gibi özel pigmentler geliştirmiştir. Bu pigmentler, fotosentez süreçlerinde mavi ışığı enerjiye dönüştürerek, derin sularda hayatta kalmalarına ve büyümelerine olanak tanır. 


Kırmızı Alglerin Besin Depolama Yöntemleri

Kırmızı alglerin sahip olduğu pigmentler, sadece fotosentez süreçlerini değil, aynı zamanda besin depolama yöntemlerini de etkiler. Yüzeydeki bitkiler genellikle yiyeceklerini nişasta formunda depolar. Kırmızı algler ise karasal bitkilerden farklı olarak besinlerini floridosid ve bazı durumlarda trehaloz gibi farklı karbonhidratlar formlarında depolarlar.  

Ayrıca, bazı kırmızı alg türleri %30 ila %40 (kuru ağırlık bazında) gibi yüksek oranlarda protein içermektedir. Bu oran birçok yüksek proteinli sebzelerden bile daha fazladır. Buna ek olarak algler ayrıca potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi temel mineraller bakımından da oldukça zengindir. 

Alglerin Modern Dünyadaki Kullanım Alanları

Modern endüstri ve tıp dünyasında algler, henüz tam kapasiteyle değerlendirilmemiş devasa bir kaynak olarak görülmektedir. 

Gıda ve Beslenme: Asya ülkelerinde yüzyıllardır tüketilen nori (Porphyra) gibi türü kırmızı algler, yüksek protein ve vitamin içerikleri nedeniyle dünya genelinde sağlıklı beslenme ve diyet ürünlerinde giderek daha fazla kullanılmaktadır. 

Tıp ve Eczacılık: Alglerden elde edilen polisakkaritler, lektinler ve fenolik bileşikler; antioksidan, antibiyotik ve antikanser özelliklere sahiptir. Özellikle Palmaria palmata gibi türlerden elde edilen kainoidler, epilepsi, Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların tedavisinde araştırma konusu olmuştur. 

Endüstriyel Üretim: Alglerin hücre duvarlarından elde edilen agar ve karagenan, gıda endüstrisinde kıvam artırıcı olarak kullanılırken; alg biyokütlesi ise biyoyakıt üretimi ve doğal renklendiriciler için önemli bir hammaddedir. 

Çevre ve Biyoremediasyon: Bazı alg türlerinin ağır metalleri bünyesinde biriktirme yeteneği, kirli su kaynaklarının temizlenmesinde (fitoremediasyon) ve deniz ekosistemlerindeki kirlilik seviyesini izleyen biyoindikatörler olarak kullanılmalarını sağlar. 

Kaynakça
  1. Douglas, S. E., Raven, J. A., & Larkum, A. W. D. (Eds.). (2003). Advances in photosynthesis and respiration: Vol. 14. Springer Netherlands. https://doi.org/10.1007/978-94-007-1038-2 
  2. Glazer, A. N. (1977). Structure and molecular organization of the photosynthetic accessory pigments of cyanobacteria and red algae. Molecular and Cellular Biochemistry, 18, 125-140.
  3. Haxo, F. T., & Blinks, L. R. (1950). Photosynthetic action spectra of marine algae. Journal of General Physiology, 33(4), 389–422. https://doi.org/10.1085/jgp.33.4.389 
  4. Yanshin, N., Kushnareva, A., Lemesheva, V., Birkemeyer, C., & Tarakhovskaya, E. (2021). Chemical composition and potential practical application of 15 red algal species from the White Sea coast (the Arctic Ocean). Molecules, 26(9), 2489. https://doi.org/10.3390/molecules26092489   
  5. https://ucmp.berkeley.edu/protista/rhodophyta.html  
Benzer Makaleler
Yiyecekler Sıcakken Neden Daha Lezzetli Algılanır?
Bitkiler de Konuşur
Kahve ya da Çay Tercihimizi Genler mi Belirler?
Arılar Kovanlarını Nasıl Koruyor; Propolis ve Arı Sütü
Uyku Gerçekten Dinlendirir Mi?
Tükürük Ne İşe Yarar?
Hapşırmak Sadece İnsanlara Mı Özgüdür?
Böcekler Neden Işık Etrafında Toplanır?
Aksolotl Semenderleri Beyinlerini Nasıl Yenileyebiliyor?
Acıyı Algılayamayan Beynimiz Nasıl Ağrıyor?
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER