Konya Bilim Merkezi BilimUp

Kehanetler ve Safsatalar

6 dk
320

Sosyal medyada ya da çeşitli yayın organlarında karşılaştığımız bilgilerin doğruluğundan nasıl emin olacağız? Bir bilginin ya da fikrin safsata olup olmadığını nasıl anlayacağız? Geçmişte kehanet adını almış ve bugünlerde çeşitli yollardan doğru bilgiye ulaşmamızı engelleyen yanılgılara birlikte bakalım.

Kehanet, geçmiş ve geleceğin gizemli durumlarını açıklama iddiasında bulunan düşünceler bütünüdür. Bu yorumlarda bulunan kişiler birçok adla anılmış olsa da en bilineni kâhindir. Kadim kültürlerin birçoğunda çeşitli kehanetler yer almıştır. Kehanetlerin birçok uygulanma yöntemi olmakla birlikte bilimin gelişmesi ve teknolojinin ilerlemesiyle kehanetler, doğrulanması mümkün olmayan sözlü edebiyat ürünleri haline gelmiştir. Kehanetler tür bakımından ikiye ayrılmaktadır.


Suni Kehanetler

İki ana başlıktan biri olan suni kehanetler, belli başlı işaretlerin okunmasıyla gelecek hakkında öngörülerde bulunmaya denmektedir. Örneğin, kuşların farklı zamanlardaki uçuş düzenlerine göre tahminlerde bulunma sunî kehanetlerin içerisinde değerlendirilmektedir. Romalılar, suni kehanetleri bolca kullanarak onların etkisinde bir imparatorluk dönemi geçirmiştir. Zaten Latince’de kehanet kelimesi ilahi gücün desteğini yansıtan bir çağrışımı yansıtmaktadır. Bu yüzden kâhinler, gerek kişisel tecrübeleriyle gerek atalarının aktarımı yoluyla dönemin yöneticilerine ve soylularına malumat vermekteydi. Sunî kehanetlerin günümüzdeki örneği fal olarak nitelendirilebilir.

Tabiî Kehanetler

Bir diğer kehanet türü de ekseriyetle Yunanların kullandığı tabiî kehanetlerdir. Bu kehanet türünde ise kişinin herhangi bir işarete ihtiyaç duymadan oluşturduğu öngörüler vurgulanmaktadır. Dönemin şaman ve kâhinlerinin kendilerine mahsus bir bilgelikle esrime halinin varlığı söz konusudur. Bu durum da şaman veya kâhini toplum içerisinde ayrı bir hiyerarşik sınıfta konumlandırmıştır. 

Safsata Nedir?

Kehanetlerin içeriğini oluşturan birçok öge esasında safsatadan oluşmaktadır. Safsata ise gündelik dilde yalan ve palavra gibi anlamlara karşılık gelse de en basit tanımıyla hatalı akıl yürütme demektir. Birilerini iyi ya da kötü bir davranışa ikna etmek, toplum önünde rakibinin itibarını sarsmak gibi nedenlerle kasıtlı olarak ya da sağlıklı düşünememe ve akıl yürütememe gibi nedenlerle kasıtsız ve bilinç dışı şekilde de kullanılabilir. Safsatalar ilk bakışta doğru görünürler ancak üzerine dikkatle düşünüldüğünde hatalı oldukları ortaya çıkar. Bir ifade ile örnek verecek olursak: Eğer iktisat hocam fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyorsa fiyatlar yüksektir. Koskoca profesör yalan mı söyleyecek? 

Peki, kehanetlerin birçoğu neden safsatadır? Yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirdiğimizde bunun birden çok mantıksal açıklaması bulunmaktadır. 

Geleneksellik Safsatası

Öncelikle kehanetlerin birçoğu geçmişi ve geçmişte yaşanmış hadiseleri referans almaktadır. Kişisel olarak geçmişten ders alacağımız birçok mesele bulunsa da bilimsel koşullar altında bugünü ve bugünün gelişmelerinin temel alınması gerekmektedir. Bu yanılgı türü geçmiş uygarlıkların doğru kabul ettiği varsayımları bugünün şartlarında da doğrulamak üzerine kuruludur. 

Bir Bilen Safsatası

Tabiî kehanetlerde de anlatıldığı gibi kehanetler, çoğu zaman bir şamanın ya da kâhinin kişisel tecrübesine ya da meşhur bir karakterin yapmış olduğu davranışına dayanarak oluşmaktadır. Mantık biliminde de yeri olan bu yanılgı, bir kimsenin herhangi bir konudaki otoritesinden yola çıkarak her söylem ve eyleminin doğru olduğunun sanılması anlamına gelir. İki paragraf önce verdiğimiz örnek, bir bilen safsatası içinde değerlendirilir.

Çoğunluk Safsatası

Dünya genelinde yapılan herhangi bir işin daha fazla yapılması onun sadece daha fazla insan tarafından yapıldığını gösterir, doğru ve mantıklı bir iş olduğunu kanıtlamaz. Kehanetlerin sıkça kullandığı bu safsata, toplumun belirli bir bölümünün kabul ettiği konunun sadece onlar kanıksadığı için doğru kabul etmek anlamına gelmektedir.

Kadim kültürlerin arşivlerinde ve hafızalarında yer almış birçok kehanetin ortak yanılgıları bu üç ana başlıkta toplanmaktadır. Peki geçmişte bu örneklerle yer alan safsatalar günümüzde nasıl ortaya çıkmaktadır? Doğru bilgiye ve hakikate ulaşmanın kaynakları neden gitgide zorlaşmaktadır?

Bu soruların cevabı için bir sonraki yazıları bekleyiniz!

Kaynakça

Karatosun, M.O. (2016). Kehanet Türleri ve Kadim Kültürlerdeki Uygulamaları, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 16 (2), 277-308.

Woods, J. and D. Walton: 1977, ‘Ad Hominem’, The Philosophical Forum

https://www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=Perseus:text:1999.02.0019:text=Catil.:speech=1:chapter=1

Tolstoyevski, Immanuel, Safsatalar Ansiklopedisi, Epsilon, 2020, İstanbul

Govier, T.: 1983, Ad Hominem: Revising the Textbooks, Teaching Philosophy 6, 13

Benzer Makaleler

Cezeri'nin Su Çarkı ile Çalışan Su Tulumbaları
Türk Üçgeni
Tarihin Başlangıcı: Yazı
Tuvaletin İlginç Tarihi
Bir Medeniyetin Bilimi: Mısırbilim
Mısır Piramitleri Nasıl İnşa Edildi?
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER