Konya Bilim Merkezi BilimUp

Karabasan Doğaüstü Bir Durum Mudur?

Esra Nur ELMAS
8 dk
1349


Küçükken çoğumuz kulaktan kulağa yayılan bazı korku hikayelerini duymuşuzdur. Bunlardan en ürkütücü olanı ise karabasandır. Gecenin bir yarısı göğsümüzün üzerine çöküp bizi uyandıran, nefes almamızı zorlaştıran bir ağırlık olduğunu düşünün. Kalkmak istesek de hiçbir kasımızın hareket etmediği, bedenimizin sanki felç olmuş halde kaldığı, çığlık atmamıza dahi izin vermeyen bu ağırlık tüm hücrelerimize korku salar. Dakikalarca sürebilen bu durumdan sonra ağırlık bizi terk eder ve büyük bir korkuyla uyanırız. Uyandıktan sonra yaşadığımız bu durumun rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamayız. Bu durum size tanıdık geldiyse muhtemelen uyku felci veya karabasan denilen durumu yaşamışsınızdır.

İsviçreli Johann Heinrich Füssli’nin 1781 tarihli Kabus adlı tablosu

Karabasan ya da uyku felci doğaüstü bir durum mudur yoksa perde arkasında bilimsel bir nedeni var mıdır? 

Elbette ki karabasan doğaüstü bir durum değildir. Karabasan, bilimsel olarak açıklanabilir ve anlaşılabilir bir fenomendir. Çeşitli uyku bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkan bir uyku felci durumunu ifade eder. İnsanlık tarihi boyunca mistik bir olaymış gibi algılansa da 1876'da Silas Weir Mitchell, tarafından ilk kez "gece felci" olarak adlandırılmıştır. 150 yılı aşkın bir süre sonra, 1928'de, uyku felci terimi tıp literatüründe ilk kez Nörolog A.S.K. Wilson tarafından kullanılmıştır.

Uykunun Mekanizması Nasıldır?

Karabasanın fizyolojisine geçmeden önce uyku hakkında bilgilenelim. Beynin hipotalamus bölgesinde bulunan Ventrolateral pre-optik alan (VLPO) uyanıklıkla ilişkilendirilen beyin bölgelerini baskılayarak uykunun başlatılması ve sürdürülmesine yardımcı olur. VLPO'nun inhibitör nöronları, uyanıkken aktif olan ve beyin uyarılmasını sağlayan uyarılma sistemlerinin faaliyetini engellemek amacıyla çalışırlar. Bu inhibitör nöronlar, özellikle noradrenalin, serotonin ve histamin gibi nörotransmitterlerin salınımını düzenleyerek uyarılma sistemlerinin etkinliğini azaltırlar. Bu da uykunun başlamasını sağlar, hatta bu bölgede oluşan lezyonların insomnia yani uykusuzluğa yol açtığı görülmüştür.

VLPO'yu aktive eden ve uyku başlangıcını başlatan moleküler tetikleyiciler tam olarak tanımlanmamış olsa da kanıtlar büyük ölçüde hücre dışı adenozin maddesini göstermektedir. Adenozin, nükleik asitlerin yapı taşlarından biri olan adenin bazıyla riboz şekerinin birleşmesiyle oluşan hücresel enerji için önemli bir bileşiktir. Uyanık olduğumuz zaman beyin aktivitemiz artar ve hücre enerjiye ihtiyaç duyacağı için adenozin molekülü beynimizde birikmeye başlar. Adenozin birikimi belli bir miktar olduğu zaman bu durum beyin ve vücut fonksiyonlarımızın artık dinlenmeye ihtiyacı olduğuna işaret eder. Adenozin seviyeleri uyku sırasında düşer. Ancak, uykunun süresi boyunca da adenozin birikimi devam eder. Bu sırada adenozin, beyin hücrelerimizin enerji tüketiminin kontrolünde ve hücresel restorasyonda rol oynar.


Bazen uykumuzun gelmesini engellemek ve yorgunluğun etkilerini geçici olarak giderebilmek için tükettiğimiz kafein işte bu adenozin reseptörlerinin aktivasyonunu engelleyerek adenozin etkisini bloke eder ve bunun sonucunda uyku hissimiz azalır. Ancak aynı zamanda kafein tüketiminin aşırıya kaçılması veya uzun süreli kullanımının uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıyız.

Uyku Hangi Aşamalardan Oluşur?

Adenozin ve diğer teşvik edici maddelerin birikmesi sonucu başlayan uyku, çeşitli aşamalardan oluşan tekrarlayan bir döngüdür. Uykunun genellikle dört ana aşaması vardır: NREM (Non-Rapid Eye Movement- Hızlı Göz Hareketi Olmayan) aşamaları ve REM (Rapid Eye Movement- Hızlı Göz Hareketi) aşaması. Bu aşamalar, bir uyku döngüsü boyunca belirli bir sırayla tekrarlanır.


NREM-1: Uyku döngüsünün başlangıcında yer alan hafif uyku aşamasıdır. Yani kişi, hafifçe dokunmakla veya hafif bir gürültüyle uyanabilir. Kişi uykuya dalmaya başlayınca kaslar gevşer ve bilinç hafifler. Bu aşamada hızlı göz hareketleri (REM) yoktur. Uyanıklıkla uykunun arasındaki geçiş dönemidir.

NREM-2: NREM-1'den sonra geçilen bu aşama, hafif uykudan daha derin bir uykuya geçişi gösterir. 10–25 dakika kadar sürer ve uyanma için NREM I evresine göre daha yoğun bir uyaran gerekir.

NREM-3: Derin uyku aşamasıdır. Bu aşamada en yavaş beyin dalgaları olan delta dalgaları görülür. Vücut iyileşme, büyüme ve yenileme süreçlerini gerçekleştirir. Bu aşamada uyanmak daha zordur ve kişi uyanırsa sersemlik hissi yaşayabilir. NREM 3 evresini 5–10 dakika süren beden hareketlerinin böldüğü NREM 2 dönemi izler ve ardından REM uyku aşamasına geçilir.

REM: Beyin uyanıklık sırasındaki aktivite düzeyine benzer şekilde aktif olur ve rüyaların en yoğun yaşandığı dönemdir. Kalp ve akciğer kasları gibi hayati öneme sahip kaslar ve genital organlar dışındaki tüm kaslar tamamen felç olur.

Karabasan Aslında REM Aşamasında Oluşan Uyku Felcidir

Beynimiz neden REM aşamasında kaslarımızı felç etme gibi bir ihtiyaç duyar? Çünkü rüya sırasında yaşadığımız koşma, uçma gibi hareketleri yatak içindeki bacak ve kol kaslarımız da yapmaya çalışsaydı bu bizim için çok tehlikeli bir durum olurdu. Bu yüzden beyin sapında yer alan bir inhibitör sistem GABA ve glisin sinirsel sinyaller aracılığıyla kaslar üzerine inhibisyon (engelleme) yapar. Bu inhibisyon kasların geçici olarak hareket edememesine neden olur.


Uyku felci ya da karabasanı deneyimleyen kişi REM evresinde uyanır, yani bilinci açıktır fakat kasları hâlâ felçli olduğu için hareket edemez veya konuşamaz. Bu nedenle kişi, bedenini hareket ettiremediğini ve bir tür kısıtlılık yaşadığını hisseder. Bu esnada beyin rüyaları işlemeye devam ettiği için bazı kişiler, görsel ve işitsel halüsinasyonlar yaşayabilirler. Kişi rüya mı gerçek mi olduğunu anlamlandıramadığı bu durumdan çok korkar ve doğaüstü bir varlığın göğsünü sıkıştırdığı hissine kapılır. Halbuki durum sadece beyin ve vücut arasındaki koordinasyonun geçici bir aksaklığından ibarettir. Bu aksaklığın nedeni ve mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır.

Karabasanın Görülme Sıklığı ve Diğer Kültürlerdeki Yeri Nelerdir?

Uyku felci narkolepsi ve diğer psikiyatrik bozuklukları olan kişilerde, özellikle de panik bozuklukları (%20,8 ila %30,6 arası) sosyal fobiler (%22,2) veya yaygın anksiyete bozuklukları gibi anksiyete bozuklukları olanlarda daha yaygındır (%15,8). Bazı çalışmalar, travma sonrası stres bozukluğu olan kişilerde uyku felci oranının arttığını göstermektedir. 1993'te, bipolar bozukluğu ve şizofrenisi olan kişilerde stres ve yorgunluk nedeniyle daha yüksek uyku felci vakaları olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca psikiyatri hastalarının yüzde 32'sinin hayatlarında en az bir defa uyku felcini deneyimlediği bulunmuştur. 1999'da yapılan bir diğer araştırmada, öğrencilerin yüzde 20'ye varan oranda uyku felcinden etkilendiği bulunmuştur.

Kanashibari temsili 

"Makura Gaesh, Yastıkları Hareket Ettirmeyi Seven Japon Hayalet"

Ayrıca karabasan çeşitli kültürlerde mitoloji, folklor ve halk inançlarıyla ilişkilendirilmiştir. Örneğin, Japon kültüründe "Kanashibari" olarak adlandırılan bir fenomen vardır. Kanashibari, kişinin uykusundan uyanırken hareket edemediğini veya bir baskı altında olduğunu hissettiği bir durumu ifade eder. Japon folklorunda bu durumun hayaletler veya kötü ruhlarla ilişkilendirildiğine dair inançlar bulunabilir.


Brezilya folklorunda yer alan bir karakter olan Pisadeira ise geceleri çatılarda gizlenen tok karnına uyuyanların göğsünü çiğneyen, uzun tırnaklı yaşlı bir kadın olarak tanımlanmıştır.

Orta Doğu kültürlerinde de benzer semboller vardır. Özellikle İslam mitolojisinde, karabasanın "Cin" veya "Şeytan" gibi ruhsal varlıklarla ilişkilendirildiği görülebilir. Her kültürün kendine özgü mitolojik anlatıları ve mistik inançları vardır.

Mistik gibi gözüken böyle bir durumu deneyimlersek yapacağımız şey, bu durumun bilimsel temelinin olduğunu unutmamaktır. Sık sık uyku felci durumu yaşıyorsanız mutlaka bir doktora başvurmayı ihmal etmemelisiniz.


Kaynakça
  1. Robert Winston, The Human Mind: And how to Make the Most of it, 2003.
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK551680/
  3. https://ortapia.com/ruyalar-karabasanlar-ve-beyin-dalgalari/
  4. Wróbel-Knybel, P.; Karakuła-Juchnowicz, H., Flis, M.; Rog, J.; Hinton, D. E.; Boguta, P.; & Jalal, B. (2020). Prevalence and Clinical Picture of Sleep Paralysis in a Polish Student Sample. International journal of environmental research and public health, 17(10), 3529. https://doi.org/10.3390/ijerph17103529.
  5. https://eachnight.com/sleep/sleep-paralysis-history/
  6. Gaus, S. E.; Strecker, R. E.; Tate, B. A., Parker, R. A., & Saper, C. B. (2002). Ventrolateral preoptic nucleus contains sleep-active, galaninergic neurons in multiple mammalian species. Neuroscience, 115(1), 285–294. https://doi.org/10.1016/s0306-4522(02)00308-1.
  7. Carley, D. W.; & Farabi, S. S. (2016). Physiology of Sleep. Diabetes spectrum: a publication of the American Diabetes Association, 29(1), 5–9. https://doi.org/10.2337/diaspect.29.1.5.
  8. Reichert, C. F.; Deboer, T.; & Landolt, H. P. (2022). Adenosine, caffeine, and sleep-wake regulation: state of the science and perspectives. Journal of sleep research, 31(4), e13597. https://doi.org/10.1111/jsr.13597.
  9. Wróbel-Knybel, P.; Karakuła-Juchnowicz, H.; Flis, M., Rog, J.; Hinton, D. E.; Boguta, P.; & Jalal, B. (2020). Prevalence and Clinical Picture of Sleep Paralysis in a Polish Student Sample. International journal of environmental research and public health, 17(10), 3529. https://doi.org/10.3390/ijerph17103529.
  10. de Sá, J. F.; & Mota-Rolim, S. A. (2016). Sleep Paralysis in Brazilian Folklore and Other Cultures: A Brief Review. Frontiers in psychology, 7, 1294. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2016.01294.
Benzer Makaleler
Beynin Yapısı ve Görevleri Nelerdir?
Beynimizin Çalışmasını Düzenleyen Kimyasal Moleküller ve Hormonlar Nelerdir?
Vücudumuzdaki En Uzun Hücreler: Sinir Hücrelerinin Yapısı ve İşlevi
Duyu Organlarımız Nasıl Çalışır? Göz ve Görsel İşleme
Omuriliğin Görevi Nedir? Reflekslerimiz Nasıl Oluşur?
Sinir Sistemi Hangi Yapılardan Oluşur?
Beyin Neden Cilt Kadar Hızlı İyileşemez?
Deprem Işıkları Nasıl Oluşur?
Duyu Organlarımız Nasıl Çalışır? Dokunma ve Somatosensöri Sistemi
Komadaki Bir Hastanın Beyni Seslere Tepki Verebilir mi?
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER