Konya Bilim Merkezi BilimUp

Filmlerdeki Kötü Karakterlere Neden Sempati Duyarız?

5 dk
227

Daha önce filmlerdeki herhangi bir kötü karaktere karşı hiç yakınlık duymuş muydunuz? Ya da etrafınızda bu karakterlere karşı hayranlık duyan insanlar olmuş muydu? Harry Potter’ın ezeli düşmanı Voldemort’tan galaksilerin korkulu rüyası Dart Vader’a, Marvel evreninin birbirine katan Loki’den Sherlock Holmes’ün uykularını kaçıran Profesör Moriarty’e, Batman’in Joker’inden Kurtlar Vadisi’nin en acımasız kötüsü İskender Büyük’e. İşte hemen hemen hepimizin tanıdığı bu hırslı, acımasız ve bencil kötülere karşı neden olumlu duygular besleyebileceğimiz bilim insanları tarafından açıklandı.


Kötü Karakterlerin Kurmaca Olması Sevilmelerine Neden Oluyor

İnsanlar kendileriyle benzer özelliklere sahip ancak toplumsal ahlaka aykırı davranan, başka bir deyişle “kötü” olarak değerlendirilen bireylerle kıyaslanmaktan kaçınırlar. Bunun sebebi bireylerin kendilerini iyi insanlar olarak düşünmeleri, başkalarının üzerinde iyi bir insan izlenimi bırakmak istemeleri ve kötü insanlarla benzer özelliklere sahip olmanın bu izlenimi zedeleyeceğini düşünmeleridir. Bu düşünce, kıyaslamanın kişinin karakterini ve benliğini tehdit ettiği şeklinde yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak araştırmacılar bu tehdidin ortadan kalktığı durumlarda insanların istenmeyen özelliklere sahip olsalar dahi bu karakterleri itici bulmaktan ziyade çekici bulabilecekleri hipotezini ortaya atmışlardır. Bu hipotez sonucunda 232.000 katılımcının bulunduğu büyük ölçekli bir çalışma gerçekleştirilmiştir.

Yapılan araştırmada kurgusal hikayeler, gerçeklikten uzak izole dünyalar olarak nitelendirilmiştir. Kurgusal bir kötü karakterle benzer özelliklere sahip olmak, kişinin benliğine yönelik olumsuz yorumlar alma tehdidini azaltmakta ya da ortadan kaldırmaktadır. Yani kötü bir karakter gerçek hayatta değil de kurmaca bir metinde ya da dizi/filmde olduğunda onunla benzer özelliklere sahip olmak bize çok da rahatsız edici bir durummuş gibi gelmiyor. Aksine bu gerçek dışılık durumu, bireylerin gerçek hayatta korkacakları kötü karakterlere karşı yakınlık duymalarını güvenli bir hale getirmektedir. Bunların yanında bireylerin kurgusal karakterlerle özdeşim kurabilecekleri, anlatılan bu hikayelerin bireylerin kendilerine ve hayata dair farklı bakış açıları geliştirmesine yardımcı olabileceği daha önce yapılan çalışmalarla da desteklenmiştir.

Kötü Karakterlerin “Özünde İyi Çocuklar!” Olduğuna İnanılıyor

Kötü karakterlerin neden sevildiğine odaklanan bir başka çalışma ise Michigan Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiştir. 4-12 yaşları arasındaki 434 çocuk ve 277 yetişkin ile gerçekleştirilen araştırmada Karlar Ülkesi filminden Elsa, Oyuncak Hikayesi filminden Woody, Maleficent, Küçük Deniz Kızı filminden Ursula gibi hem tanınmış hem de yeni kurgusal kötü karakterler ve kahramanlar hakkındaki katılımcıların yargılarına odaklanılan üç çalışma yapılmıştır.

İhtiyarlara Yer Yok Filminin Kötü Karakteri Anton Chigurh

İlk çalışmada çocukların kötü karakterlerin eylemlerini ve duygularını büyük oranda olumsuz değerlendirdikleri saptanmıştır. Bu çalışmada çocuklar, kendilerine verilen senaryolarda kötü karakterlerin antisosyal davranışlar sergileme olasılıklarının daha yüksek olmasının yanında bu karakterlerin, favori evcil hayvanlarına şefkatle davranacaklarını da tahmin etmişlerdir. Bununla birlikte kahramanların saf iyi ve saldırganlıktan tamamen yoksun karakterler olmadıklarını da düşünmüşlerdir. Bu durum küçük çocukların bile bir insanın açıkça gözlemlenen davranışı ile o davranışın altında yatan nedenler arasında bağlantı kurduğunu göstermiştir. Buna göre insanlar çok küçük yaşlardan itibaren insan davranışlarını mutlak iyi veya mutlak kötü olarak değerlendirmenin ötesinde düşünmektedir.

İkinci ve üçüncü çalışmada ise çocukların ve yetişkinlerin, hem kahramanların hem de kötü karakterlerin ahlaki yapılarına ve gerçek benliklerine dönük inançları; bir karakterin iç dünyasında ne hissettiği, davranışlarının gerçek benliğini yansıtıp yansıtmadığı gibi konulardaki görüşleri incelenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda hem yetişkinlerin hem de çocukların, kötü karakterlerin gerçek benliklerinin kahramanlardan daha kötü olarak değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Ancak araştırmacılar aynı zamanda bu yargıların simetrik ilerlemediğini de saptamışlardır. Buna göre bireyler, kötü adamların dışarıya karşı sergiledikleri davranışlarından farklı gerçek bir benliğe sahip olma olasılığının kahramanlara oranla daha yüksek olduğunu düşünmektedir. Yani ister çocuk ister yetişkin olsun insanlar karakterlere ilişkin değerlendirmede bulunurken kötü karakterlerin özlerinde iyi olabileceklerini, sergiledikleri olumsuz davranışların altında geçerli sebeplerin olabileceğini düşünmektedir. Kötü bir karakterin sergilediği kötü ya da ahlak dışı davranışlara karşın içerisinde bir nebze iyilik barındırdığına dair bu görüş, karakterin anlaşılmasını sağlamakta ve bu karaktere yakınlık hissettirebilmektedir.

Sonuç olarak müthiş bir üretim ve tüketim döngüsünün olduğu günümüzde, edebiyat ve sinema gibi farkı alanlarda karşımıza çokça kötü karakter çıkmaktadır. Gittikçe popülerleşen bu karakterlere sempati duymamızın altında, karakterlerin gerçeklikten uzak olduklarını bilmemiz ve sergiledikleri davranışlarının altındaki niyeti iyiye yormamız olduğu söylenebilir. İzlediğimiz dizilerin ya da filmlerin içerisinde çoğu zaman kahramanlar kadar kötü karakterin de hayat hikayelerine ilişkin detaylar buluruz. Karakterin yaşadığı zorluklardan, belirlediği ideallerinden haberdar olmamız, kötü karakteri anlamamızı ve davranışlarına bir gerekçe bulmamızı kolaylaştırmaktadır.

Kaynakça
  1. Krause, R. J. ve Rucker, D. D. (2020). Can bad be good? The attraction of a darker self. Psychological Science, 31(5), 1-13. https://doi.org/10.1177/0956797620909742 
  2. Shedlosky-Shoemaker, R., Costabile, K. A. ve Arkin R. M. (2014). Self-expansion through fictional characters. Self and Identity, 13(5), 556-578. DOI:10.1080/15298868.2014.882269
  3. Umscheid, V. A., Smith, C. E., Warneken, F., Gelman, S. A. ve Wellman, H. M. What makes Voldemort tick? Children’s and adults’ reasoning about the nature of villains. Cognition, 233, 1-17. https://doi.org/10.1016/j.cognition.2022.105357 

Benzer Makaleler

“Öpeyim De Geçsin!” Sözü Bilimsel Bir Gerçekliğe Sahip Olabilir Mi?
Nostalji Sevmeye Programlı Olabilir Misiniz?
ASMR Odaklanmayı Nasıl Kolaylaştırır?
Milgram Deneyi: Otoriteye Neden Boyun Eğeriz?
Kısa Boylu İnsanlar Daha Mı Agresif Olur?
Her Gülümseme Aynı Mıdır?
Kağıtlar Nasıl Oluşur?
Neden Yalan Gerçeğe Göre 6 Kat Hızlı Yayılır?
Hakarete Uğramak Beyinde "Tokat Etkisi " Yaratıyor
Dünyanın Nüfus Kapasitesi Var mı?
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER