Konya Bilim Merkezi BilimUp

Antalya'da 4.700 Yıllık Gemi Batığı Keşfedildi

Demet Demir
9 dk
13

Dünyanın En Eski Gemi Batığı Antalya'da Bulunmuş Olabilir

Antalya'nın Kekova Adası açıklarında yaklaşık 4.400–4.700 yıllık bir gemi batığı alanı tespit edildi. Erken Tunç Çağı'na ait seramik kaplar, Anadolu kıyılarındaki binlerce yıllık deniz ticaretine ışık tutuyor.


Antalya'da 4.700 Yıllık Gemi Batığına Ait Buluntular Keşfedildi

Antalya'nın Demre ilçesi açıklarındaki Kekova Adası yakınlarında yürütülen su altı arkeolojik araştırmalarında, yaklaşık 4.400–4.700 yıl öncesine tarihlenen bir gemi batığı alanı belirlendi. Erken Tunç Çağı'na ait olduğu değerlendirilen buluntular, dünyanın bilinen en eski gemi batığına ilişkin kanıtlar arasında gösteriliyor.

Akdeniz Üniversitesi araştırmacıları tarafından 2024 yılında belgelenen alanda, deniz tabanına dağılmış 30'dan fazla seramik saklama kabı tespit edildi. Yaklaşık 30 metre derinlikte bulunan bu kaplar, binlerce yıl önce Doğu Akdeniz'de gerçekleştirilen deniz ticaretine ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Araştırmanın ilk bilimsel sonuçları, 24 Temmuz 2026'da Journal of Maritime Archaeology dergisinde yayımlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı da 14 Ekim 2026'da yaptığı açıklamayla buluntuların Anadolu denizcilik tarihi açısından önemine dikkat çekti.

Kekova'daki Batığı Kimler Keşfetti?

Araştırma, Akdeniz Üniversitesi'nden su altı arkeoloğu Doç. Dr. Hakan Öniz liderliğinde yürütülen çalışmalar sırasında gerçekleştirildi. Öniz ve araştırmacı Ceyda Öztosun, gemi batığı alanındaki ilk bulguları akademik bir makaleyle bilim dünyasına sundu.

Kekova çevresindeki ilk tespitler 2024 yılında yapıldı. Bölgedeki deniz tabanında seramik kapların bir arada bulunması, araştırmacıları burada eski bir geminin batmış olabileceği düşüncesine yönlendirdi. Arkeologlar, buluntuları yerlerinde belgelemek için su altı fotoğrafçılığı ve ortofoto tekniklerinden yararlandı. Farklı açılardan alınan görüntüler bir araya getirilerek eserlerin deniz tabanındaki dağılımı ayrıntılı biçimde incelendi. Araştırmanın sonraki aşamalarında seçilen seramik kaplar yüzeye çıkarılarak yapım teknikleri, biçimleri ve kullanılan kilin özellikleri değerlendirildi.


Deniz Tabanında Hangi Eserler Bulundu?

Batık alanındaki en dikkat çekici buluntular, iki kulplu ve düz tabanlı büyük seramik saklama kapları oldu. Arkeoloji literatüründe amfora olarak tanımlanan bu kapların bazıları sağlam, bazıları ise parçalanmış durumda bulundu. Deniz tabanında ayrıca iki tanesi üç delikli, biri tek delikli olmak üzere üç taş çapa tespit edildi. Bu tür çapalar, Tunç Çağı'nda kullanılan denizcilik araçları hakkında karşılaştırmalı bilgiler sağlıyor.

Ancak araştırmacılar, bulunan taş çapaların hangilerinin söz konusu gemiye ait olduğunun henüz belirlenemediğini ifade ediyor. Geminin ahşap gövdesi ise günümüze ulaşmamış durumda. Bu nedenle araştırmacılar, batığın yaşını ve niteliğini belirlemek için seramik kaplar ile deniz tabanındaki diğer buluntulara odaklandı.

4.700 Yıllık Batığın Yaşı Nasıl Belirlendi?

Kekova'daki keşfin en önemli bilimsel yönlerinden biri, geminin yaşının nasıl belirlendiği.

Arkeolojik araştırmalarda organik kalıntıların yaşını hesaplamak için radyokarbon tarihlemesi kullanılabiliyor. Ancak Kekova'daki geminin ahşap bölümleri korunmadığından, bu yöntemle geminin doğrudan tarihlendirilmesi mümkün olmadı. Araştırmacılar bunun yerine seramik tipolojisi adı verilen karşılaştırmalı tarihlendirme yönteminden yararlandı. Bu yöntemde seramiklerin biçimleri, kulpları, taban özellikleri, üretim teknikleri ve bezemeleri daha önce tarihlendirilmiş örneklerle karşılaştırılır. Kekova'da bulunan seramiklerin, Doğu Akdeniz'deki Erken Tunç Çağı kaplarıyla benzer özellikler taşıdığı belirlendi. Bu karşılaştırmalar sonucunda buluntuların yaklaşık MÖ 2700–2400 yıllarına ait olabileceği değerlendirildi.

Bu tarihlendirme, batığın yaklaşık 4.400–4.700 yıllık olabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte araştırmacılar, kesin tarih aralığının ilerleyen incelemelerle yeniden değerlendirilebileceğini belirtiyor.

Seramik Kaplar Doğu Akdeniz Ticaretinin İzlerini Taşıyor

Bulunan kapların biçimleri ve üretim özellikleri, Erken Tunç Çağı'nda Doğu Akdeniz'deki farklı yerleşimler arasında mal taşındığına ilişkin önemli veriler sunuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının aktardığı kil analizleri, bazı kapların günümüzde Ürdün Vadisi olarak bilinen bölgede bulunan atölyelerde üretilmiş olabileceğine işaret ediyor. Benzer seramik örneklerinin Mısır, Troya ve Girit gibi merkezlerde de bulunmuş olması, bu bölgeler arasındaki ticari bağlantıların araştırılması açısından önem taşıyor.

Araştırmacılar, geminin Doğu Akdeniz kıyılarından hareket etmiş olabileceğini değerlendiriyor. Ancak yolculuğun başlangıç noktası, uğradığı limanlar ve varış yeri henüz kesin olarak bilinmiyor. Batık, yaklaşık 4.500 yıl önce Anadolu kıyılarının deniz ticaretindeki yerini daha ayrıntılı biçimde incelemek için yeni bir kaynak oluşturuyor.

Batıktaki Amforalarda Ne Taşınıyordu?

Seramik kapların bir bölümünün, tarımsal ürünlerin deniz yoluyla taşınmasında kullanıldığı düşünülüyor.

Araştırmacılar, kapların biçimlerini ve bilinen benzerlerini dikkate alarak zeytinyağı, şarap veya farklı ürünlerin taşınmış olabileceğini değerlendiriyor. Bazı kapların içinde gözle görülebilen kalıntıların bulunduğu da bildirildi. Ancak bu kalıntıların hangi maddelere ait olduğu henüz kesin olarak belirlenmedi.

Bu sorunun yanıtlanabilmesi için kalıntıların laboratuvar ortamında ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor. Dolayısıyla kaplarda zeytinyağı ya da şarap taşındığı bilgisi, mevcut aşamada kesinleşmiş bir analiz sonucu değil, arkeolojik bulgulara dayanan bir değerlendirmedir.

Bir Seramik Kap Peynir Yapımında Kullanılmış Olabilir

Buluntular arasında alışılmış saklama kaplarından farklı özellikler taşıyan bir seramik özellikle dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının açıklamasına göre kap üzerinde dokuz farklı işaret ve gövdesinde iki delik bulunuyor. Araştırmacılar, bu kabın peynir veya tereyağı yapımında kullanılan bir tür yayık olabileceğini değerlendiriyor.  Böyle bir kullanımın doğrulanması, Erken Tunç Çağı denizcilerinin uzun yolculuklar sırasında yiyecek hazırlama yöntemlerine ilişkin yeni bilgiler sağlayabilir.

Ancak kabın bu amaçla kullanıldığı henüz kesinleşmiş değil. Üretim biçimi, kullanım izleri ve olası organik kalıntılar üzerinde yapılacak incelemeler, bu yorumun değerlendirilmesinde belirleyici olacak.

Kekova Batığı Dünyanın En Eski Gemi Batığı mı?

Kekova'da belirlenen buluntular, Erken Tunç Çağı'na tarihlenmeleri nedeniyle dünya su altı arkeolojisi açısından dikkat çekiyor. Daha önce dünyanın bilinen en eski gemi batıklarından biri, Yunanistan'daki Dokos Adası açıklarında bulunan ve yaklaşık 4.200 yıl öncesine tarihlenen batıktı. Kekova'daki buluntular için önerilen 4.400–4.700 yıllık tarih aralığı doğrulanırsa, bu batık Dokos örneğinden daha eski bir tarihe yerleşebilir.

Bununla birlikte geminin gövdesinin korunmamış olması ve tarihlendirmenin büyük ölçüde seramik buluntularına dayanması nedeniyle araştırmacılar kesin hüküm vermeden çalışmalarını sürdürüyor. Bu aşamada Kekova'nın dünyanın bilinen en eski gemi batığı olabilecek arkeolojik alanlardan biri olarak tanımlanması bilimsel açıdan daha uygun.

Erken Tunç Çağı'nda Deniz Ticareti Nasıl Yapılıyordu?

Erken Tunç Çağı, Doğu Akdeniz'de yerleşimler arasındaki ticari ve kültürel bağlantıların geliştiği önemli tarihsel dönemlerden biridir. Deniz taşımacılığı, farklı coğrafyalarda üretilen malların kıyı yerleşimlerine ulaştırılmasında rol oynuyordu. Seramik kaplar da sıvı ve diğer ticari ürünlerin taşınması ve saklanmasında kullanılan araçlar arasındaydı.

Bugüne ulaşan kara yerleşimleri, seramik buluntuları ve tarihsel belgeler, bu dönemdeki ticaret hakkında çeşitli bilgiler sağlıyor. Ancak doğrudan gemi batığı buluntuları oldukça sınırlı. Kekova keşfini önemli kılan da bu durum. Geminin taşıdığı seramiklerin deniz tabanında bir arada bulunması, o dönemde kullanılan taşıma kaplarını ve olası ticaret bağlantılarını doğrudan arkeolojik bağlamları içerisinde inceleme imkânı sunuyor.

Kekova Batığında Araştırmalar Devam Ediyor

Kekova çevresindeki araştırmaların ilerleyen aşamalarında geminin taşıdığı yükün daha ayrıntılı biçimde belirlenmesi amaçlanıyor. Seramiklerin kökenlerinin karşılaştırılması, içlerinde bulunan kalıntıların analiz edilmesi ve batık alanının farklı bölümlerinin belgelenmesi, çalışmanın başlıca araştırma konuları arasında bulunuyor. Bilim insanlarının yanıt aradığı sorulardan bazıları, geminin hangi limanlardan geçtiği, hangi ürünleri taşıdığı ve hangi koşullarda battığıyla ilgili. Henüz kesinleşmemiş bu ayrıntılar, yeni bilimsel incelemelerle daha açık hâle gelebilecek.

Antalya'daki Keşif Anadolu Denizcilik Tarihi İçin Neden Önemli?

Kekova'da ortaya çıkarılan buluntular, Anadolu kıyılarında deniz ticaretinin binlerce yıl öncesine uzanan geçmişini araştırmak için önemli kanıtlar sunuyor. Yaklaşık 4.400–4.700 yıl öncesine tarihlenen seramik kaplar, Doğu Akdeniz'deki üretim merkezleri, ticaret bağlantıları ve denizcilik faaliyetleri hakkında yeni soruların araştırılmasına imkân sağlıyor. Akdeniz Üniversitesi araştırmacılarının çalışması, Türkiye'nin su altı kültürel mirasının bilimsel yöntemlerle belgelenmesi ve korunması açısından da önem taşıyor.

Batığın kesin yaşı, taşıdığı ürünler ve yolculuk güzergâhı üzerinde çalışmalar devam etse de Kekova buluntuları, Erken Tunç Çağı denizciliğinin anlaşılması için değerli bir arkeolojik kaynak niteliğinde.

Kaynakça

1. Öniz, H. ve Öztosun, C. (2026) — Hakemli akademik makale

Preliminary Report on the Early Bronze Age Shipwreck in the Kekova Region of Antalya.

Journal of Maritime Archaeology, 21, makale 41. Yayımlanma tarihi: 24 Temmuz 2026.

DOI: 10.1007/s11457-026-09532-3 

https://link.springer.com/article/10.1007/s11457-026-09532-3 

2. Anadolu Ajansı — 14 Ekim 2026

Kekova'da dünyanın en eski batığına ait amforalar bulundu.

https://www.aa.com.tr/tr/kultur/kekovada-dunyanin-en-eski-batigina-ait-amforalar-bulundu-/4088169 

3. BBC Türkçe — 14 Ekim 2026

Dünyanın en eski gemi batığı Antalya'da keşfedildi.

https://www.bbc.com/turkce/articles/cr15jvepdewxo 

4. Macquarie University — Dr. Karin Sowada, 15 Ekim 2026

World's oldest shipwreck discovered off coast of Turkey.

https://lighthouse.mq.edu.au/article/2026/october-2026/worlds-oldest-shipwreck-found-off-turkey 

5. Akdeniz Üniversitesi — Akademik yayın kaydı

Doç. Dr. Hakan Öniz, Yayınlar ve Eserler.

https://avesis.akdeniz.edu.tr/hakanoniz/yayinlar 

Benzer Makaleler
Türkiye Bilim Olimpiyatlarında 78 Madalya ile Rekor Kırdı
2026 Tıp Nobeli, Beyin Hücrelerini Işıkla Kontrol Etmeyi Sağlayan Optogenetik Çalışmalarına Verildi
Dünyanın En Tehlikeli 10 Hayvanı
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER