Konya Bilim Merkezi BilimUp

Ağla Açılırsın

Beyza Doğan
6 dk
932

Toplumlar genellikle gözyaşı dökmeyi bir zayıflık işareti olarak görse de, ağlamak aslında katartik(rahatlatıcı) bir deneyim ve oldukça gelişmiş bir davranıştır. Ağlamak, yaygın bir insani eylemdir ve birçok duygu tarafından tetiklenebilir. Peki, "Ağla açılırsın." nasihati fizyolojik midir yoksa psikolojik mi? Daha da önemlisi, insanlar neden ağlar?

İnsanlar Neden Ağlar?

Bebekler dünyaya geldikleri ilk anda, sağlıklı olduklarını göstermek için ağlamaktadırlar. Bu ilk haykırış, bebeğin ciğerlerinin dış dünyadaki hayata uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır. Ağlamanın birçok sebebi bulunmaktadır. Kişisel sebeplerden çevresel faktörlere kadar ağlama sebepleri değişmektedir. Yas tutmak, ayrılık yaşamak ve depresyon belirtileri göstermek ağlamanın altında yatan sebeplerdendir. Bir acıdan ya da sıkıntıdan dökülebilen gözyaşları, bazen insanların birbiri ile arasında bağ kurmasına sebep olabilmektedir. Bu bağ, eski dönemlerde yaşayan insanların hayatta kalmasına ve gelişmesine yardımcı olmuştur.

Ağlamanın Faydaları

Ağlamanın faydalarını düşünmek ve fark etmek insanoğlu var olduğundan beri süregelmektedir. Antik Yunan ve Roma'nın düşünürleri ve doktorları, ağlamayı müshile benzetmişlerdir çünkü, ağlamak da içimizi boşaltmaya ve rahatlamaya yardımcı olmaktadır. Ağlamak tüm stresimizi, maddi veya manevi tüm acımızı serbest bırakabilmemizi sağlayan doğal bir eylemdir. Ayrıca, araştırmalar ağlamanın stres hormonlarını serbest bıraktığını ve iyi hissettiren endorfin hormonunun üretimini arttırdığını göstermektedir. Ağlamak bağlanmayı kolaylaştırıp empati duygusunu ön plana çıkarmaktadır. Hepimizin de bildiği üzere ağlamak çevremizdeki insanların bize olan desteğine de olumlu bir katkı sunmaktadır.

Ağlamanın faydalarını ağlayamamanın etkilerini incelerek de yapabiliriz. Halk arasında kuru göz sendromu olarak da bilinen Sjögren sendromunu yaşayan insanlar, gözyaşı üretmekte büyük güçlük çekmektedir ve ağlamakta zorlanmaktadır. Hollanda Utrecht Üniversitesi'nden Nienke Van Leeuwen yaptığı bir çalışmada, kuru göz sendromuna sahip insanların %22'sinin kendi duygularını tanımlamada zorluk yaşadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu insanlar, sendroma sahip olmayan insanlardan oluşan kontrol grubuna göre çok daha fazla zorluk yaşadığı belirtmiştir. Bu durumda, ağlamanın insanın içini boşaltmak olduğu ve tanımlamakta zorlanılan duyguları anlamayı, anlatmayı kolaylaştırdığı sonucu ortaya çıkmıştır.

Bilim insanları zorlu bir süreç içindeyken istemsizce akan gözyaşımız ile soğan doğrarken akan gözyaşımızı incelemişlerdir. Bu inceleme sonucunda da gözyaşlarının içeriğinde farklılıklara rastlamışlardır ve böylece tüm gözyaşı türlerini üçe ayırmışlardır.


Gözyaşı Çeşitleri

Rüzgarlı bir havada göze toz kaçtığında ya da yaz tatilinde kamp ateşinin dumanından etkilenildiğinde dökülen gözyaşlarına “refleks”, gözü nemli tutmak ve olası enfeksiyonlardan korumak için vücut tarafından üretilen gözyaşlarına “bazal”, dramatik bir film izlenildiğinde gözden süzülen yaşlara ise “duygusal gözyaşları” denmektedir.

Duygusal gözyaşlarının sağlık açısından vücuda birçok yararı olabilmektedir. Bazal gözyaşlarının %98’inin su içerdiği bilinirken, duygusal gözyaşlarının stres hormonlarını ve diğer toksinleri de içerdiği bilinmektedir. Minnesota Üniversitesi'nde Biyokimyacı olan William H. Frey, duygusal gözyaşlarının %20 ila %25 oranında daha fazla protein türü taşıdığını ve refleks gözyaşlarına göre 4 kat daha fazla potasyum, 30 kat daha fazla manganez elementine sahip olduklarını belirtmiştir. Ayrıca bu gözyaşları, insanların stres altındayken ürettikleri adrenokortikotropin (ACTH) ve gözyaşı salgılayan lakrimal bezlerde bulunan nörotransmiter reseptörlerini kontrol eden prolaktin gibi hormonlarla da yüklüdür. Duygusal sebeplerden kaynaklanan gözyaşlarında pek çok hormon bulunması sebebiyle Frey ağlamanın, vücutta var olan mevcut kimyasalları dışarı atmanın bir yolu olduğunu öne sürmektedir. Basit ağlama eylemi aynı zamanda vücudun ruh halini etkileyen bir mineral olan ve kan serumundan çok gözyaşında önemli ölçüde daha yüksek konsantrasyonlarda bulunan manganez seviyesini de düşürür. Yüksek manganez seviyeleri kaygı, sinirlilik ve saldırganlık ile ilişkilendirilebilir. Bunun anlamı, insanın duygusal nedenlerle ağladığında iyileşme sürecine dahil olduğudur. Bu nedenle, bazen insanlar birbirine şöyle öğüt verir: “Devam et. İyice ağla. Ağla açılırsın. Rahatlarsın."

Bazen kendimizi belirgin bir neden olmadığı halde sık sık ağlarken bulabiliriz. Neden ağladığımızı veya neden ağlamayı durduramadığımızı bilmeyişimiz oldukça normaldir. Ağlamak, yukarıda bahsedildiği gibi insanlar için yararlı olabilir. Ağlama ihtiyacı hissederseniz, gözyaşlarınızı tutmayın. Gözyaşları, duyguları ifade etmenin sağlıklı bir yoludur.


Kaynakça
  1. Walter, Chip (2006). Why Do We Cry? 17(6), 44–51. doi:10.1038/scientificamericanmind1206-44
  2. Millings, Abigail; Hepper, Erica G.; Hart, Claire M.; Swift, Louise; Rowe, Angela C. (2016). Holding Back the Tears: Individual Differences in Adult Crying Proneness Reflect Attachment Orientation and Attitudes to Crying. Frontiers in Psychology, 7. doi:10.3389/fpsyg.2016.01003
  3. Gračanin, Asmir; Bylsma, Lauren M.; Vingerhoets, Ad J. J. M. (2014). Is crying a self-soothing behavior? Frontiers in Psychology, 5. doi:10.3389/fpsyg.2014.00502
  4. https://www.health.harvard.edu/blog/is-crying-good-for-you-202103012202


Benzer Makaleler
Bitkiler de Konuşur
Kahve ya da Çay Tercihimizi Genler mi Belirler?
Arılar Kovanlarını Nasıl Koruyor; Propolis ve Arı Sütü
Uyku Gerçekten Dinlendirir Mi?
Hapşırmak Sadece İnsanlara Mı Özgüdür?
Böcekler Neden Işık Etrafında Toplanır?
Aksolotl Semenderleri Beyinlerini Nasıl Yenileyebiliyor?
Acıyı Algılayamayan Beynimiz Nasıl Ağrıyor?
İlk Hücre Teorisi: Yaşam Nasıl Ortaya Çıktı?
İlaçlar Nasıl Onaylanıyor?
ANASAYFA
RASTGELE
KATEGORİLER
POPÜLER
EN YENİLER